İşçiye ücretini, teri kurumadan verin.

Resûlullah aleyhisselâm, kazma elinde toprak kazarak nafakasını kazanan Muaz’ın nasırlı elini tutarak “Bu eli, Cehennem yakmaz!” buyurmuştur.

Kur’an-ı kerim, güçlü ve emin olmayı, işçide aranan 2 hususiyet olarak sayar. İşçiden beklenen hıyânet etmeden çalışmasıdır. Hazret-i Zekeriya duvar ustası idi. Birgün öğle yemeği yerken kendisine verilen selâmı yemekten sonra almış; sebebini de şöyle izah etmişti. “Cevap verseydim, yemeği paylaşmam gerekirdi. Karnım doymayınca, söz verdiğim şekilde çalışamazdım. Bu da hıyânet olurdu.”

Osmanlılarda; mesai saatleri belli nizama bağlanmıştır. Daha kısası kararlaştırılmamışsa, gün doğumundan, gün batımına kadar çalışılır. Namaz, yemek ve istirahat için mola verilir. Sultan II. Bayezid’in ihtisab (belediye) kanununda, “işçilerin ücreti, yaza ve kışa göre ayrıdır. Zira günlerin uzunluğu farklıdır” diyerek işcinin hakkını ince bir şekilde korumuştur.

İslamiyette çalışma hayatında emeğe saygı vardır, karşılıklı anlayış ve işbirliği vardır. Kanuni Sultan Süleyman, Süleymaniye inşaatında çalışan işçilerin ücretinin günlük olarak verilmesini emretmiştir. Hatta bunun için inşaatın ortasına bir ‘Hesap Çadırı’ kurulmuştur. Sonradan bu çadırın yerine bu hatırayı yaşatmak adına Çadır Çeşmesi yaptırılmıştır.

İşçiye ücretini zamanında vermemek ise zulümdür, zamanında ödenmemesi kul hakkına girer. Zalim olmak için firavun olmaya gerek yoktur, hanımını döven erkekte zalimdir. Zulüm bir işi ters taraftan ele almaktır. İşçisinin hakkı üzerinde yanlış tasarrufta bulunan, her ayın beşinde sana şu kadar ücret vereceğim dediği halde ve beşinden üç gün geçtiği halde maksadı herhangi bir hıyanet olsun veya olmasın, ihmalden dolayı işçisinin hakkı üzerinde yersiz tasarrufta bulunan patron/işveren zalimdir. Zalim işveren, işçisine mabetleri yaptırmak için taş taşıtan firavun değildir. İşveren bir emanetçidir. Mülkün hakiki sahibi Allahu Teâlâ’dır. İşverenin gerçek serveti “amelidir. Unutulmamalı ki, ne kadar zengin olunursa olunsun mezara sadece bir kefenle gidecektir. İşte onun için çalıştırdığı kişilere imkanları ölçüsünde en iyi ücreti vermeli, onu muhtaç duruma düşürmemelidir. İşçi de o işyeri sanki kendisininmiş gibi çalışmalıdır.

 

“İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.” İbn Mâce

أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ